|
KÖYÜN ADI : İĞDELİ
BAĞLI OLDUĞU İL : KAYSERİ
BAĞLI OLDUĞU İLÇE : SARIOĞLAN
a) Tarihi
Köyümüz halkı Oğuzların (Türkmenlerin) Boz-Oklar Kolunun Avşar (Afşar) boyundandır. Köyümüz bugünkü yerleşim yerine 1956-1957 yıllarında yerleşmiştir. 1957 yılından önce, şimdiki yerleşim yerinin 600-700 metre uzaklıkta Kuzey-Batı tarafına oturmuştur. Önceki yerinden heyelan nedeniyle 1957 yılında bugünkü yerine inmiştir. Eski köy yerinde çeşmeler halen durmaktadır.
Köyümüz eski yerle şim yerine tahminen 1700-1800 y ı lları arasında
yerleşmiştir. Bu tahmini tarihi komşu köyümüz olan ‘’KÖRKUYU’’ köyünün
kurucusu olan Kara Hasan ’ı n mezar taşındaki ölüm tarihinden alıyoruz.
(Hicri 1179- Miladi 1763 yılına dayanarak tahmini tarihi yazıyoruz.)
Köyümüz bu isminin ‘İĞ DELİ’ olması nın nedeni;
1- Bugün Kayseri-Pı narbaşı (Aziziye) ilçesine bağlı ‘İğdeli’ köyünden buraya gelmesi sebebiyle,
2- Eski yerle şim yeri olan yukar ı köy, yerleştiği
zamanlarda tamamen ormanla kaplı, ormanın içerisinde ufak bir iğde
ağacının yanında az bir su bulunması nedeniyle, buraya yerleşiyorlar
suyu çeşme yapıyorlar ve ‘İĞDELİ’ ismini veriyorlar. Böylece köyümüzün
ismi ‘İĞDELİ’ oluyor.
O tarihlerde çevremizdeki köyler tamamen Pı narbaşı’na
(Aziziye’ye) bağlı olduğundan dolayısıyla köyümüzde Pınarbaşı’na
bağlanmış oluyor. Zaten köyümüze ait eski tapular Aziziye’den
(Pınarbaşı’ndan) çıkıyor ki bu tapulara ‘88’ tapuları deniliyor. Bu
1288 oluyor. (Hicri yılı)
Köyümüz Türkiye Cumhuriyetinin ilanı ndan sonra Sivas
ili Şarkışla ilçesine, 1950’den sonra Sivas ili Gemerek ilçesine, 1968
yılında yapılan referandumla Kayseri ili Sarıoğlan ilçesine bağlanıyor.
Köyümüzün buralara nası l geldiğine gelince; bugün
Sarıoğlan ilçesine bağlı 6 tane ‘Avşar’’ köyü vardır. a) Körkuyu, b)
Yelliburun, c) İğdeli, d) Karpınar, e) Burunviran, f) Kaleköy'dür.
Bu isimlerini yazmış olduğum köylere, çevre komşu
köylerimiz: Kadılı, Ebulhayır, Kızılpınar, Karaözü gibi köyler bizlere
Avşarlar veya Aşiretler derler. Özellikle şunu belirteyim Karaözü köyü
bizim bu Avşar köylerine Aşiretler dediği gibi ‘Türkmenler’ diye
söylerler.
1957 yılında Yelliburun Köyü ile Körkuyu köyleri birleşti, tek muhtarlık oldu ve ismi ‘YERLİKUYU’ köyü oldu.
Yukarı da ismini yazmış olduğum 6 Avşar köyüne 7 Bucar
Avşarları deniliyor. Bu bucak Avşarlarından 6’sı burada 7’cisi yok.
7’nci obanın nereye gittiği bilinmiyor.
Bu köylere 7 Bucak Av şarlar ı denmesinin nedeni:
7 Bucak Av şarlar ı denen köylerimiz 1500 veya daha
önceki yıllarda Halep yöresinde yaşayan Kuzey-Suriye Avşarlarının 3’ncü
kolu olan Kut-Beyi oğulları Avşarındandır. Derlediğim kişilerden
aldığım bilgilere göre;
1- Halep’in ‘Bucak’ denilen yerle şim yerinden geldiklerinden,
2- Asi ı rmağının kıyısından geldiklerinden dolayı 7
Bucak Avşarları diyorlar. Bilindiği gibi nehir (ırmak) kıyılarına Bucak
denir.
7 Bucak Av şarları , Halep dolaylarında ve Asi nehrinin
çevresinde konar-göçer hayat geçirerek yaşamını sürdürürler. Geçimleri
hayvancılıktır. Yazın Halep’in yüksek yayla yerlerinde, kışın ırmak
kıyısında yaşamlarını sürdürürler.
7 Bucak Av şarlar ı (Obaları) Alevi’dir. Bu 7 Obanın
‘Ebu Seyf’ isminde bir reisleri vardır. Bu reis yiğit, cesur bir kişi
olmasına rağmen hoşgörülü, mütevazi ve komşularıyla iyi geçinen,
kendine güvenilir bir kişidir.
Bu kom şuluk ilişkileri Çald ı ran Savaşından (1514)
sonra sona erer, nedeni de; 7 Bucak Avşarları Alevi, diğerleri
Sünni’dir. Çaldıran Savaşına kadar aralarından su sızmayan her iki Oğuz
(Türkmen) Boyları mezhep ayrılığı nedeniyle bozuşurlar.
Faruk SÜMER’in Oğuzlar (Türkmenler) kitabında
Avşarların Aleviliğe daha yakın görüşlü ve Aleviliği benimsemelerini,
Avşarların reisi Nadir Şah’ın Uzun Hasan’a daha yakın olduğunu, ayrıca
Kuzey Suriye Avşarlarının reisi Mansur Bey’in 1505 tarihinde Kızılbaş
Tacını giyerek Aleviliği benimsediğini ve Aleviliği kabul ettiğini
yazıyor. Bu nedenle 7 Oba Bucak Avşarları da diğer Avşar Obaları gibi
Alevi’dirler.
Yavuz Sultan Selim Mı sır seferine (Ridaniye Savaşı
1517) giderken yolu Halep’ten geçiyor. Kendilerini Yavuz Sultan Selim
yanlısı seven Sunni Oğuzlar (Türkmenler), 7 Oba Bucak Avşarları Şah
İsmail yanlısı ve Alevi olduklarını Yavuz Sultan Selim’e bildiriyorlar.
Yavuz Selim şikayet edenlere ‘Siz hiç seslenmeyin, ben seferden
döndükten sonra, o Bucak Avşarlarını imha ederim’ der.
Bu arada avlanmakta olan Bucak Av şarlar ı nın reisi
Ebu Seyf Yavuz Sultan Selim’in ordularını görür ve obasından kırk (40)
atlı kuşandırıp Yavuz Sultan Selim’in huzuruna varır. ‘Padişahım bizde
Oğuzların (Türkmenlerin) Bozokların Avşar Boyundanız, emret kırk (40)
atlımla ordunuza karışıp sefere (savaşa) gidelim’ dediyse de Yavuz
Selim ‘Siz geri çadırlarınıza dönün benim askerim bana yeter’ der.
Bunun üzerine Ebu Seyf obaları nı toplayarak ‘Yavuz
Selim seferden dönüşte bizi imha eder, çünkü komşularımız bizi Şah
İsmail yanlısı yani Alevi demişlerdir hemen Diyarı Rum’a (Anadolu’ya)
gidelim’ der. 7 Oba Bucak Avşarları yerleşim yerlerinden ayrılırlar.
(1517)
İş te çıkış o çıkış. Anadolu topraklarında uzun müddet
konar göçer hayatı geçirirler. Hayvancılıkla geçimlerini sağlarlar.
Yazın serin ve yayla yerlere kışın ise ılık yerlerde yaşamlarını
sürdürürler. Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana-Kozan’da konar-göçer
olarak uzun müddet kalırlar.
Yavuz Sultan Selim Ridaniye Seferinden (1517) döndükten
sonra ne görsün 7 Bucak Av şarlar ı bulundukları yerlerde yok, hemen
Yavuz Selim’e Avşarların Diyarı Rum’a (Anadolu’ya) kaçtığını
söyleselerde bizim Avşarlar böylelikle ölümden kurtulmuş olurlar.
Osmanlı ların eline Halifelikte geçtikten sonra
Anadolu’da mezhep ayrımı kendisini gösterir. 1517 yılından sonra
Osmanlılar Alevi olan Oğuzlara (Türkmenlere) yaptıkları işkence
kalmamıştır. Alevi toplumlarını yerlerinden kaçırıp kuş uçmaz, kervan
geçmez yerlere, dağlara orman aralarına gitmelerini ve yerleşmelerini
sağlamışlardır. Kendi anlayışlarına göre ‘fetva’ çıkartıp insanlığa
yakışmayan kıyımlar yaptırıyorlar. Bilhassa Yavuz Sultan Selim
döneminde Avşar Alevileri çoğunlukla Toros Dağlarına yerleşiyor.
Av şar Şairlerinden esas ismi Aş ı k Veli olan Dadaloğlu (1785-1868) bir şiirinde;
“Devlet vermi ş hakkımızda fermanı,
Ferman Padi şah ı nsa dağlar bizimdir” der.
Bu şiirinde Aleviler hakk ı nda verilen ‘fetvalar’
açıkça kendini hissettiriyor. Anadolu’nun verimli topraklarında yaşayan
Aleviler, kuş uçmaz, kervan geçmez, verimsiz topraklara yerleşiyorlar.
Batı Anadolu’daki Aleviler korkularında Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgelerine gidip yerleşiyorlar. Oradaki Şafi Kürtleriyle iyi geçinmek
için Kürtçe’yi öğreniyorlar ve korku belası Kürtlüğü benimsiyorlar.
Halbuki Alevinin Kürdü olmaz.
Orta Asyadaki Oğ uzların (Türkmenlerin) dini ‘Şamanizm’
di. Aleviler Şamanizm dininin örf ve geleneklerini bugüne dek
sürdürüyorlar. Örneğin Kış yarısında (28 Ocak’ta) ‘Saya Gezme’
Hıdırellezde (6 Mayıs) Yoğurt Bayramı yapma vs. gibi.
Zaten Osmanlı lar Halifeliği ellerine geçirdikten sonra
(1517) yaşam tarzlarını Arapların örf ve adetlerine göre
yönlendiriyorlar.
Gelelim bizim 7 bucak Av şarlar ı nın durumuna:
Yukarıda da belirttiğim gibi, bu 7 Oba Bucak Avşarları yaşamlarını
Anadolunun ayrı ayrı yerlerinde sürdürüyorlar. Bugünkü yerleşim yerine
1700-1750 yılları arasında yerleşiyorlar.
Karaözü köyü bizim 7 Bucak Av şarlar ı ndan önce
bugünkü yerleşim yerine yerleşiyorlar. Öğretmen Hüseyin ÖZTÜRK’ün
‘Karaözü Dergisindeki’ yazısına göre Karaözü Köyü’nün yerleşim tarihi
1600-1650 yılları arası.
NOT: Hüseyin ÖZTÜRK (Sivas Senatörü idi)
Bizim 7 Bucak Av şar Alevilerinin bugünkü yerine yerleşmelerinin nedeni ‘Karaözü’nün Alevi olmas ı nda dolayıdır.'
Bucak Av şarlar ı nda ilk önce gelen köy ‘Körkuyu’
ondan sonra sırası ile Yelliburun, Karpınar, Burunviran ve Kaleköy’dür.
En son gelen köy bizim “İĞDELİ” köyü’dür. Diğer köyler bugünkü
yerlerine yerleştiklerinde bizim köyümüz, bugünkü Tuzhisar Kasabasına
yakın ‘Kara Hıdırlı’ köyüne yerleşmişler. Çevresindeki komşu köylerin
Sunni olduğu için bizim köye dirlik (geçim) vermemişlerdir. Bizim köyde
akrabaları olan 7 Bucak Avşarlarının yanına gelip ilk önceki yerine
oturmuşlar. Bugün ‘Kara Hıdırlı’ köyünde bizim İğdeli köyünün mezarlığı
vardır. Kara hıdırlılar bu mezarlığa ‘Kızılbaş mezarlığı' derler.
Yavuz Sultan Selim zamanı ndan 1923 yılına kadar süre
gelen mezhep ayrımı Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. Alevi
olan Avşarlar korkularından Sunnileşmişlerdir. Yalnız Aleviliği
kaybetmeyen Avşanlar bizim buradaki 6 Oba Bucak Avşarıdır. (Obanın biri
nerede ise bilinmiyor).
Yattığı yer kendisini incitmesin Mustafa Kemal ATATÜRK
yurdumuzu dü şmanlardan ve Osmanl ı ların hakimiyetinden, bizleri
kurtardı.
Bizler Oğuzlar (Türkmenler) ve Alevi olduğumuzu kanıtladık.
YARARLANILAN KAYNAK KİŞİLER:
Osman Çavuş. (Babam Osman (Cafer) TATAR)
Hocanın Hüseyin Çavuş. (Cinni Hüseyin, Hüseyin GÜNEŞ)
Mustafa Çavuş. (Mustafa UĞUR)
Hüseyin Çavuş. (Hüseyin EKİCİ)
Hacı Çavuşun Ahmet. (Ahmet UĞUR)
Hüseyin ALKAN (Halil oğlu)
Boz Ahmet’in oğ lu. (Halil CEYLAN)
Oğuzlar (Türkmenler) kitabı. (Yazarı:Fa ruk SÜMER).
KÖYÜMÜZDEKİ KABİNELER (SÜLALELER)
Dervi şliler: (Tatarlar, Ceylanlar, Taşyürekler, Yıldızlar)
Mı zıroğulları-Kezzaplar (Hocalar):(Güneşler, Demirler)
Ucuflar: (Alkanlar)
Mülhüm Uşağı : (Ekiciler, Toksözler, Temeller)
Karacumalar: (Uğ urlar, Demir ler)
Bektaşoğulları: (Yalçınlar, Özkanlar)
Başı büyükler: (Demireller)
Haydarlar: (Dumanlar)
Lökcüler: ( Şahinlen)
Aşçılar : (Kayalar, Polatlar)
KÖYÜMÜZDE YETİŞ EN MÜZİK DALINDA SANATÇILAR
1. A ş ı k İsmail (İsmail GÜNEŞ): AŞIKLAMA-HALK MÜZİĞİ
2. Ali Osman GÜNEŞ : AŞIKLAMA-HALK MÜZİĞİ
3. Kadir TATAR : AŞIKLAMA-HALK MÜZ İĞİ
4. Şahin TATAR : AŞIKLAMA-HALK MÜZ İĞİ
5. Haluk ÖZKAN : HALK MÜZİĞİ
6. Tanju DUMAN : HALK MÜZİĞİ
7. Zülfikar DUMAN : HALK MÜZİĞİ
8. Songül UĞUR (Halk Müziği)
Derleyen, Kaynak Kişi
Emekli Öğretmen
Şahin TATAR
Tarihimizi araştırarak bizlere ışık tutan Emekli Öğretmen Sayın Şahin TATAR'a katkılarında dolayı teşekkür ederiz
(igdeli.net' ten alıntı yapılmıştır)
|